Günümüzde öylesine karmaşık ilişkiler ve öylesine çok değişkenli bir dünyada yaşıyoruz ki yaşadığımız dünyayı anlamak giderek zorlaşmaktadır. Özellikle de hızla gelişen teknolojinin etkisini giderek daha da arttırdığı “söylemin gücü” insanın yaşadığı gerçekliği anlamlandırmasında çok önemli olmaktadır. Farklı söylemlerin mevcudiyeti söz konusu olsa da “egemen söylem” hem yaşadığımız dünyayı biçimlendiriyor ve hem de yaşadığımız dünyanın ne olduğunu bize anlatıyor. Bu konuşmanın temel amacı yaşadığımız dünyanın yaşandığı biçimi ile yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu ileri süren “küreselleşme söylemini” ele almak ve bu söylemin savlarını yaşadığımız gerçeklikle ilişkisini kurarak yanlışlarını, yanılgılarını ortaya koymaktır. Bu gerçekleştirilirken de özellikle bilim-iktidar ilişkisi de dikkate alınarak aslında söylemin yalan üzerine kurulan bir kurgu olmanın ötesine geçmediğini bu kurgunun da yaşanan dünyanın biçimlenmesinde çıkar sağlayan güç ilişkileri ile ilgili olarak ortaya konulduğu gerçeğinden hareket edilmektedir.
Bu doğrultuda konuşmada öncelikle küreselleşme kavramının farklı ve çatışan kavramsallaştırmalarının olduğu ve bu kavramsallaştırmalarda hangisinin neden egemen olduğu tartışılırken bu söylemin yükselişinin tarihsel ve toplumsal arka planı ele alınarak nasıl ve neden yükseldiği sorusuna yanıt verilmeye çalışılacaktır. Ardından şimdilerde toplumsal sorunların giderek daha arttığı ve mevcut sorunların da daha da derinleştiği bir dünyada yaşamakta olduğumuza dair gerçeklikler üzerinden küreselleşme söylemine göre biçimlenen dünyada, vaat ettiği “küçük sevimli dünya”nın gerçekleşmesi yerine tam tersi yönde süreçler ve sonuçlar ele alınarak söylemin yalanları, yanlışları ve yanılgıları ortaya konulacaktır. Son olarak da sürecin sorunlarının çözümünün ne olabileceği konusunda belli öneriler sunulmaya çalışılacaktır.
ayrıntılı ›
Günümüzde insanlar doğulduqları andan étibaren, deўişik meselelerle dolu bir gerçeklik ortamına göz açmaqdadırlar. Bugün dünyanın birçox yérinde insanlar; deўişik kültürel, étnik, dini, sinfi ve cinsiyet mensubiyetleri ya da kimlikleri sebebiyle zorakılığa, basqıya ve ayrımçılığa meruz qalmaqdadırlar.
İslam Cumhuriyyeti Xeber Ajansı’na (IRNA’ya) aid İran Qezéti’nin 12 May 2006 tarixli yayınında, “Böceklerin Bizleri Böcekleşdirmemesi Üçün Ne Édek?” başlıqlı resimli güldürücü bir öykü yayınlandı. Bu resimli hikayede çizilen insan karaktéri, qarşısındaki böceye Farsca seslenir. Böcek ise ona Türkce cevab vérir ve hikaye, böceklerden qurtulma yollarının anladımıyla sürdürülür. İran’da milyonlarca Türk bu olayı bir “aşağılama” ve “dışlama” davranışı olaraq deyerlendirdi. Onlar öz étirazlarını bildirmek ve bu işin müsebbiblerinin qınanması ve cezalandırılması üçün -ağır bedellerine baxmayaraq- çéşitli kend ve şeherlerlerde qınama gösterileri gérçekleşdirdiler.
Bu sayıda, günümüz İran’ında Fars olmayan étniklere qarşı aparılan Farslaşdırma siyasetleri ile bağlı 14 xeber, 9 yorum ve çözümleme, 5 meqale ve 2 kitab tanıdılmaqdadır. SZ Xeber Toplusu’nun dili AZE ve TR olmaq üzere Türkce’nin iki lehcesinde hazırlanmışdır.